ANKARA – BHA TİMBİR Yüksek İstişare Kurulu Başkan Vekili, akademisyen ve Haber7.com yazarı Prof. Dr. Zakir Avşar, kaleme aldığı “Osman Gazi ve enerji geleceğimiz…” başlıklı yazısında Türkiye’nin enerji politikalarındaki önemli bir dönüm noktasına dikkat çekti. Geçtiğimiz hafta sonu Filyos Limanı’ndan Karadeniz’deki Sakarya Gaz Sahası’na uğurlanan Osman Gazi Yüzer Üretim Platformu’nun, enerji arz güvenliği ve dışa bağımlılığın azaltılması açısından stratejik bir adım olduğunu vurguladı.
Prof. Dr. Avşar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın arama gemilerine ve yüzer üretim platformlarına Fatih, Yavuz, Kanuni, Abdülhamid Han ve Osman Gazi gibi tarihi şahsiyetlerin isimlerini vermesini, millî hafızayı stratejik yatırımlarla buluşturan anlamlı bir uygulama olarak değerlendirdi. Bu isimlerin, geçmişin ihtişamı ile bugünün teknolojik ve üretim hamlelerini simgeleyerek görkemli bir geleceğe işaret ettiğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın törende açıkladığı günlük 20 milyon metreküplük üretim hedefi ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın 2028 yılı için öngördüğü günlük 45 milyon metreküplük kapasite planı, Karadeniz’de keşfedilen doğal gaz rezervlerinin ekonomik değere dönüştürülmesinde yeni bir aşamaya gelindiğini gösteriyor. Avşar, bu durumun sadece bir üretim tesisinin faaliyete hazırlanmasından öte, Türkiye’nin enerji arz güvenliğini güçlendirme ve dış kaynaklara bağımlılığını azaltma çabalarının bir parçası olduğunu ifade etti.
Enerjinin günümüz dünyasında ekonomik kalkınmanın temel girdilerinden biri olmanın ötesinde, ülkelerin stratejik hareket alanını belirleyen başlıca unsurlardan biri haline geldiğini belirten Prof. Dr. Avşar, uluslararası piyasalardaki fiyat dalgalanmaları, bölgesel çatışmalar ve tedarik zincirlerindeki kırılmaların ithalata bağımlı ekonomiler için önemli riskler oluşturduğunu hatırlattı. Bu bağlamda, yerli hidrokarbon kaynaklarının geliştirilmesinin stratejik bir zorunluluk olduğunu vurguladı.
Türkiye’nin doğal gaz tüketiminin önemli bir bölümünü ithalat yoluyla karşıladığına dikkat çeken Avşar, 2025 verilerine göre 3,11 milyar metreküp yerli üretim karşılığında 58,34 milyar metreküp doğal gaz ithal edildiğini belirtti. Bu tablonun, yerli üretimde sağlanacak artışın ekonomik ve stratejik önemini açıkça ortaya koyduğunu söyledi. İthalatın yüksekliğinin, uluslararası fiyat hareketlerinin ve tedarik koşullarındaki değişimlerin Türkiye ekonomisine doğrudan yansımasına neden olduğunu ve yerli üretimin geliştirilmesinin dış ticaret dengesi ve enerji arz güvenliği açısından somut bir karşılık taşıdığını ekledi.
Sakarya Gaz Sahası’nın, Türkiye’nin enerji stratejisinin en önemli unsurlarından biri haline geldiğini belirten Prof. Dr. Avşar, 21 Ağustos 2020’deki doğal gaz keşfinin ardından yürütülen çalışmalarla sahanın üretime alındığını ve 2023’te Karadeniz gazının ulusal iletim sistemine verilmeye başlandığını hatırlattı. Bakanlık verilerine göre 2026 yılı itibarıyla sahadan toplam 6,7 milyar metreküp doğal gaz üretildiğini ve günlük üretimin 9,5 milyon metreküp seviyesine ulaşmasıyla ilk üretim aşamasının önemli bir kapasite oluşturduğunu belirtti. Osman Gazi platformunun devreye alınmasıyla bu kapasitenin günlük 20 milyon metreküpe çıkarılmasının, üretim zincirinin ölçeğini büyütecek bir gelişme olduğunu vurguladı.
Osman Gazi platformunun, doğal gazın deniz tabanındaki kuyulardan çıkarılmasının ardından deniz üzerinde işlenmesine imkân veren bir üretim altyapısı sunduğunu ifade eden Avşar, yaklaşık 298,5 metre uzunluğunda ve 56 metre genişliğindeki platform üzerindeki 21 ayrı üniteyle doğal gazı işleyerek karaya aktaracağını söyledi. Bu tür bir sistemin kurulmasının mühendislik, güvenlik, deniz operasyonları, kuyu yönetimi ve üretim teknolojileri bakımından yüksek düzeyde teknik koordinasyon gerektirdiğini belirtti. Platformun 20 yıl boyunca Sakarya Gaz Sahası’nda görev yapmasının planlanması, yatırımın kısa vadeli bir üretim artışından ziyade uzun süreli bir üretim altyapısı oluşturmayı amaçladığını gösterdiğini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın enerji alanında yerli kaynakların geliştirilmesine verdiği önemin bu yatırımların siyasi ve stratejik çerçevesini oluşturduğunu, Bakan Bayraktar’ın açıkladığı üretim takviminin ise bu yaklaşımın teknik ve operasyonel hedeflerini ortaya koyduğunu ifade etti. Bir keşfin ekonomik değerinin sadece rezerv miktarıyla sınırlı olmadığını, rezervin hangi maliyetle, ne kadar süreyle ve hangi üretim düzeyinde ekonomiye kazandırılabildiğinin belirleyici olduğunu belirtti. Sakarya Gaz Sahası’nın geliştirilmesinin, keşif ile ticari üretim arasındaki ilişkinin Türkiye açısından somut örneklerinden biri olduğunu söyledi.
Üretim hedeflerinin haneler üzerinden açıklanmasının, doğal gazın toplumsal ve ekonomik etkisini görünür kıldığını belirten Avşar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Osman Gazi ile birlikte 2027’den itibaren her üç haneden birinin yerli doğal gaz kullanacağını belirtirken, Bakan Bayraktar’ın üretimin günlük 20 milyon metreküpe ulaşmasıyla yaklaşık 8 milyon hanenin ihtiyacının Karadeniz’den karşılanmasının hedeflendiğini açıkladığını aktardı. İkinci yüzer üretim platformunun 2028 yılında devreye alınmasıyla günlük kapasitenin 45 milyon metreküpe çıkarılması ve yaklaşık 17 milyon haneye ulaşılması planlanıyor.
Türkiye’nin enerji stratejisinin geleceği bakımından Karadeniz’deki üretim artışının devamlılığının önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Avşar, enerji güvenliği açısından Türkiye’nin önünde yerli üretimi artırırken tedarik kaynaklarını çeşitlendirmek ve altyapı yatırımlarını sürdürmek gibi görevler olduğunu söyledi. Doğal gaz depolama kapasitesi, sıvılaştırılmış doğal gaz terminalleri, boru hatları ve farklı ülkelerle kurulan tedarik ilişkilerinin, arz güvenliğinin tamamlayıcı unsurları olduğunu belirtti. Güçlü bir enerji sistemi kurulabilmesi için yerli kaynakların geliştirilmesiyle uluslararası tedarik imkânlarının dengeli biçimde yönetilmesinin gerekliliğini vurguladı.
Osman Gazi’nin Karadeniz’e uğurlanmasının, enerji alanında ulaşılan teknik kapasitenin ve önümüzdeki dönem için belirlenen üretim hedeflerinin somut bir göstergesi olduğunu belirten Avşar, enerjide bağımsızlığın tek bir kaynağın keşfedilmesiyle tamamlanan bir hedef olmadığını söyledi. Yerli kaynakları bulabilen, bunları güvenli ve ekonomik biçimde üretebilen, farklı tedarik kanallarını koruyabilen ve enerji ihtiyacını verimli biçimde yönetebilen bir ülke olmakla ilgili olduğunu ifade etti. Karadeniz’de geliştirilen üretim altyapısının, Türkiye’nin bu doğrultudaki kapasitesini büyütme potansiyeli taşıdığını ve Osman Gazi’nin görevine başlamasıyla açılan yeni aşamanın gerçek öneminin, bu potansiyelin kalıcı üretime ve ölçülebilir ekonomik faydaya dönüşmesinde yattığını sözlerine ekledi.