Azerbaycan Cumhuriyeti Sivil Toplum Kuruluşlarına Devlet Destek Ajansı’nın 2026 yılı hibe yarışması kapsamında desteklenen ve Orta Asya ve Güney Kafkasya İfade Özgürlüğü Ağı (CASCFEN) tarafından yürütülen “Şuşa Beyannamesi’nden Türk Devletleri Teşkilatı’na” projesi, Türk dünyasının entegrasyonunu, ortak değerlerini ve gelecekteki gelişim perspektiflerini derinlemesine ele aldı. Proje kapsamında gerçekleştirilen röportaj serisinin sekizinci bölümünde, Türk Devletleri Teşkilatı’nın (TDT) yeni bir küresel güç merkezi olarak konumu ve Azerbaycan’ın Orta Asya ile stratejik iş birliğinden Türk Dünyası’nın daha derin birliğine uzanan yol haritası incelendi.
Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatih Çağatay Baz, TDT’nin uluslararası alandaki konumunu değerlendirirken, teşkilatın siyaset, ekonomi, enerji, ulaştırma ve güvenlik alanlarında Orta Asya, Kafkasya, Hazar ve Avrupa’yı birbirine bağlayan çok boyutlu bir jeopolitik platform niteliği taşıdığını vurguladı. Başlangıçta kültürel ve ekonomik iş birliğine odaklanan TDT’nin, zamanla siyasi istişareler, ulaştırma, enerji, dijitalleşme, yatırım, savunma, çevre ve güvenlik gibi birçok alanda kurumsal iş birliğini geliştirdiğini belirtti. Doğu-Batı ulaşım ve ticaret güzergahları üzerinde stratejik bir konuma sahip olan Türk devletlerinin, özellikle Azerbaycan’ın girişimleriyle bu konumunu daha da güçlendirdiğini ifade eden Baz, Rusya-Ukrayna savaşı sonrası Orta Koridor’un önem kazanmasının Azerbaycan-Türkiye-Orta Asya bağlantısını stratejik açıdan öne çıkardığını kaydetti. Azerbaycan’ın aktif diplomatik siyasetinin bu süreçte kilit rol oynadığını ve TDT’nin uluslararası alandaki konumunu güçlendirmek için Avrupa ve diğer bölgesel kuruluşlarla ilişkilerini geliştirmesi gerektiğini söyledi.
Baz, Azerbaycan’ın Hazar’ın batı kıyısındaki konumuyla Orta Asya ile Türkiye ve Avrupa arasında stratejik bir köprü görevi gördüğünü belirtti. Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan ile geliştirilen ilişkilerin ekonomik ve jeopolitik bağlantıları güçlendirdiğini vurgulayan Baz, enerji kaynakları, ulaşım ağları, limanlar, demiryolları, dijital altyapı ve ticaret güzergahlarının bütünleştirilmesinin Türk dünyasının ekonomik olarak daha fazla yakınlaşmasına katkı sağlayacağını ifade etti. Ortak ekonomik alan oluşturulması için Orta Koridor, enerji ve dijital koridorlar, gümrük entegrasyonu, ortak yatırım mekanizmaları ve değer zincirlerinin birlikte ele alınması gerektiğini belirtti.
Doç. Dr. Baz, “Türk Dünyası-2040” vizyonunun siyasi iş birliğinin yanı sıra ekonomi, ulaştırma, gümrük, enerji, dijitalleşme, çevre, tarım, eğitim, bilim ve kültür gibi geniş bir alanı kapsadığını açıkladı. Azerbaycan’ın liman, demiryolu, enerji ve dijital altyapısı ile bu vizyonun hayata geçirilmesinde köprü rolü üstlenebileceğini belirten Baz, ülkenin gelecekte yenilenebilir enerji projeleriyle de öne çıkabileceğini söyledi. Vizyonun başarısının ortak değerlerin somut projelere ve ekonomik potansiyele dönüştürülmesine bağlı olduğunu vurguladı.
Eğitimci-yazar Murat Anar ise TDT’nin gelişiminde Azerbaycan’ın rolünün, Türk birliği idealinin tarihsel süreciyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Yaklaşık 250 milyonluk nüfusu, ticaret hacmi ve jeopolitik konumlarıyla Türk devletlerinin önemli bir potansiyel oluşturduğunu belirten Anar, TDT kapsamındaki stratejilerin Türk devletlerinin uluslararası konumlarını güçlendirdiğini söyledi. Anar, TDT’nin faaliyetlerinin Pakistan ve Libya gibi ülkeleri de kapsayacak şekilde genişletilerek, bu ülkelerin gözlemci statüsü kazanması gerektiğini savundu. Ticaret, eğitim, dil ve kültür alanındaki iş birliği projelerinin hayata geçirilmesinin önemine işaret eden Anar, Orta Koridor ve Zengezur Koridoru gibi güzergahların Türk devletlerinin Avrupa’ya ulaşımını kolaylaştıracağını belirtti.
Anar, Türk devletlerinin kendi aralarındaki sorunları müzakere ederek çözme iradesini gösterdiğini, ortak alfabe, ortak suçla mücadele merkezi ve ortak dijital ticaret platformu gibi çalışmaların bu yönde atılmış önemli adımlar olduğunu belirtti. Türkmenistan’ın TDT’deki gözlemci statüsünün daha aktif bir role dönüştürülmesi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) tanınması konusunda TDT üyesi ülkelerin adım atması gerektiğini savundu. Ortak alfabe çalışmalarının yanı sıra Türk dünyasında dil iş birliğinin geliştirilmesi ve farklı lehçeler arasındaki bağların güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Anar ayrıca, TDT üyesi ülke vatandaşlarının kimlikle seyahat edebilmesi, ortak müze kart uygulaması ve Türk soylulara yönelik kolaylaştırılmış oturum ve çalışma izinleri gibi düzenlemelerin hayata geçirilmesinin önemine dikkat çekti. TDT’nin 2040 hedeflerine ulaşma potansiyeli olduğunu ve gelecekte uluslararası alanda daha etkili bir konuma geleceğini öngördüğünü sözlerine ekledi.