Səda Müzik Kursu Kurucusu ve Müzik Öğretmeni Ayten Rehimova, Azerbaycan’ın zengin müzik mirasını kaleme aldığı yazısında, ülkenin temel halk çalgıları ve âşık müziğinin kültürel önemini vurguladı. Rehimova’ya göre, bu geleneksel unsurlar, Azerbaycan halkının sosyal, kültürel ve sanatsal yaşamında yüzyıllardır vazgeçilmez bir yere sahip olmuştur.
Azerbaycan müziğinin temel taşları arasında tar, kemençe, saz, balaban, zurna, nağara, goşa-nağara ve tef gibi enstrümanlar öne çıkıyor. Her biri farklı kullanım alanları ve müzikal işlevlere sahip olan bu çalgılar, Azerbaycan’ın geleneksel müzik kimliğinin oluşmasında ortak bir rol üstlenmektedir.
Azerbaycan’ın köklü klasik müzik türlerinden mugam geleneğinin icrasında tar ve kemençe başrolü üstlenir. Telli bir çalgı olan tar, melodik yapıyı şekillendirirken; yaylı kemençe, icraya karakteristik ve güçlü bir ifade gücü kazandırır. Bu enstrümanlar, genellikle hanende olarak adlandırılan vokal icracısının eşliğinde kullanılır. Ritmik yapı ise tef gibi vurmalı çalgılarla desteklenir.
Saz, Azerbaycan âşık sanatının en önemli temsil aracıdır. Âşıklar; şiir, müzik, hikâye anlatıcılığı ve doğaçlamayı birleştiren çok yönlü sanatçılardır. Saz, âşık müziğinde sadece bir eşlik çalgısı değil, aynı zamanda anlatımın ve müzikal ifadenin temel unsurudur. Âşıklar, saz eşliğinde destanlar, koşmalar ve halk şiirleri gibi eserleri icra ederek sözlü kültürü gelecek nesillere aktarmışlardır.
Âşık repertuarında 80’den fazla temel melodik örnek bulunmaktadır. Bu melodilerin en dikkat çekici özelliği, icracının yeteneğine ve doğaçlama becerisine bağlı olarak farklı varyantlarla seslendirilebilmesidir. Kısa melodik motiflerin tekrarlanması, sınırlı ses alanında ilerleyen melodik hareketler ve doğaçlamaya verilen önem, âşık müziğinin temel özelliklerindendir.
Balaban, yumuşak sesiyle halk müziği topluluklarında kullanılırken, zurna daha güçlü sesiyle açık hava etkinliklerinde tercih edilir. Nağara ve goşa-nağara gibi vurmalı çalgılar ise bayramlar, düğünler ve halk oyunları gibi etkinliklerde ritmik yapıyı güçlendirir.
Azerbaycan âşık sanatının kurumsallaşmasında 1928’de Bakü’de düzenlenen “Birinci Cumhuriyet Âşıklar Kongresi” önemli bir dönüm noktası olmuştur. Bu tür etkinlikler, âşık sanatının korunmasına ve gelecek kuşaklara aktarılmasına büyük katkı sağlamıştır.
Ayten Rehimova’ya göre, Azerbaycan’ın geleneksel halk çalgıları sadece müzik aletleri değil, aynı zamanda ülkenin tarihî hafızasını, sözlü kültürünü ve toplumsal değerlerini taşıyan kültürel unsurlardır. Tar, kemençe, saz, balaban, zurna, nağara, goşa-nağara ve tef gibi çalgılar, mugam, âşık müziği ve diğer geleneksel formlar aracılığıyla Azerbaycan’ın zengin müzik mirasının günümüze ulaşmasında kilit rol oynamıştır. Özellikle âşık sanatı, müzik ile şiiri birleştirerek Azerbaycan’ın geleneksel sanat anlayışının özgün bir örneğini sunmaktadır.