Ankara’da bisiklet antrenmanı sırasında aracın çarpması sonucu hayatını kaybeden İlyas Ulutaş’ın davasında, sanık hakkında verilen 5 yıl 4 ay hapis cezası ve tutukluluk halinin devamı kararı, Ulutaş ailesi ve sivil toplum kuruluşları tarafından yetersiz bulundu. Karara itiraz edileceği ve istinaf başvurusunda bulunulacağı açıklandı.
Ankara 94. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tanık ifadeleri ve bilirkişi raporu değerlendirildi. Cumhuriyet savcısı, sanığın alkollü araç kullandığına dikkat çekerek cezalandırılmasını talep etti. Mahkeme, sanık Gürşen’e 5 yıl 4 ay hapis cezası vererek tutukluluk halinin devamına hükmetti. Ancak hayatını kaybeden İlyas Ulutaş’ın ailesinin avukatı Gülşah Satun, karara itiraz edeceklerini ve istinaf mahkemesine başvuracaklarını belirtti.
Olay, 4 Ağustos 2026’da Ankara’nın Gölbaşı ilçesi Kepekli mevkisinde meydana gelmişti. İlyas Ulutaş, bisiklet antrenmanı yaparken bir aracın çarpması sonucu yaşamını yitirmişti. Bu trajik olayın ardından Ankara Kent Konseyi Bisiklet Meclisi bir basın açıklaması yaparak İlyas Ulutaş için adalet ve trafikte yaşam hakkı talep etti.
Basın açıklamasında, olayın yalnızca İlyas Ulutaş özelinde değil, trafikte hayatını kaybeden tüm bisikletliler ve diğer hassas yol kullanıcıları için bir adalet talebi olduğu vurgulandı. Açıklamada, “İlyas’tan sonra başka insanların hayatını kaybetmemesi için ne yapılacak?” sorusu soruldu ve trafik güvenliğinin temel bir yaşam hakkı olduğu belirtildi. İnsan hayatının hız, zaman ve yol kapasitesinden daha değerli olduğu hatırlatılarak, trafik güvenliği politikalarının merkezine insan hayatının konulması gerektiği ifade edildi.
Ankara Kent Konseyi Bisiklet Meclisi, “incinebilir yol kullanıcıları” kavramının mevzuatta açıkça yer alması gerektiğini belirtti. Türk Ceza Kanunu ve Karayolları Trafik Kanunu gibi ilgili yasal düzenlemelerin, bisikletliler ve diğer hassas kullanıcıların yaşam hakkını daha güçlü koruyacak şekilde güncellenmesi çağrısında bulunuldu. Bu düzenlemeler hazırlanırken sahada yaşayanların görüşlerinin alınması gerektiği vurgulandı. Alkollü araç kullanımı, aşırı hız ve tehlikeli sollama gibi ölümcül davranışlara karşı etkin, caydırıcı ve uygulanabilir bir hukuk sisteminin oluşturulması gerektiği belirtildi.
1 Ekim’de yeniden çalışmalarına başlayan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne seslenen meclis, yerel yönetimlere, kamu yöneticilerine ve milletvekillerine trafik güvenliği konusunda farkındalık çalışmalarını artırma ve somut politikaları hayata geçirme çağrısı yaptı. Gerekli yasal düzenlemelerin TBMM gündemine taşınması ve toplumun her kesiminin sorumluluğunu yerine getirmesi istendi. Bir kişinin daha hayatını kaybetmesini beklemeden harekete geçilmesi gerektiği, çünkü yeni trajedilerin yaşanmasının beklenemeyeceği ifade edildi.
Bisikletli ölümlerini azaltmanın ortak bir sorumluluk olduğu belirtilerek, merkezi ve yerel yönetimlere yönelik somut talepler sıralandı:
Son olarak, “İlyas’tan sonra bir şeyler değişmeli! Artık ölümlerden sonra konuşmak istemiyoruz. Ölümler olmadan önce harekete geçilmesini istiyoruz. İlyas’ın ardından verilecek en anlamlı cevap; daha güvenli yollar, daha güçlü yasalar ve daha etkin denetimdir. Trafik güvenliğinin yalnızca bir ulaşım politikası olarak değil, en temel yaşam hakkının ayrılmaz bir parçası olarak görülmesini istiyoruz. İnsan hayatı trafikte de önceliklidir.” denilerek adalet ve yaşam hakkı talepleri yinelendi.