Prof. Dr. Zakir Avşar’dan Yapay Zeka Uyarısı: Küresel Rekabette Türkiye’nin Stratejisi Ne Olmalı?

Prof. Dr. Zakir Avşar’dan Yapay Zeka Uyarısı: Küresel Rekabette Türkiye’nin Stratejisi Ne Olmalı?
Yayınlama: 01.10.2026
A+
A-

Türk İnternet Medya Birliği (TİMBİR) Yüksek İstişare Kurulu Başkan Vekili ve Haber7.com yazarı Prof. Dr. Zakir Avşar, yapay zekâ alanındaki küresel rekabete dikkat çekerek Türkiye için stratejik bir yol haritası çizdi. Avşar, ABD ve Çin’in başı çektiği bu yarışın sadece teknolojik üstünlük mücadelesi olmadığını, aynı zamanda yönetim anlayışları ve toplumsal modellerin de rekabetini içerdiğini vurguladı.

Yapay Zekâ Rekabetinin Kapsamı Genişliyor

Prof. Dr. Avşar’a göre yapay zekâ, ekonomik üretimden savunmaya, eğitimden kamu yönetimine kadar hayatın her alanını dönüştürme potansiyeline sahip. Bu nedenle rekabet, sadece daha hızlı işlemciler veya daha gelişmiş modeller üretme yarışı olmaktan çıkıp, devletlerin toplum ve teknoloji üzerindeki rolüne ilişkin farklı anlayışların çatışma alanına dönüşüyor.

Yapay zekânın taşıdığı varoluşsal riskler, gelişmiş modellerin güvenlik bariyerlerini aşması, siber saldırılarda kullanılması veya biyolojik/kimyasal silahların geliştirilmesine yardımcı olması gibi ihtimaller bilim kurgu olmaktan çıkıp ciddi tartışma konuları haline geldi. Avşar, bu noktada iki farklı yaklaşımın olduğunu belirtiyor:

  • Birinci Yaklaşım: Teknolojinin kontrolden çıkma riskini merkeze alarak, devletin dijital altyapıyı kesmesi, sistemleri devre dışı bırakması gibi müdahale yöntemleriyle kontrolü elinde tutabileceği fikrine dayanır. Bu görüşe göre teknoloji, devlet tarafından yönetilebilir bir araçtır.
  • İkinci Yaklaşım: “Yapay zekâ yeterince gelişirse insan kontrolünden çıkabilir mi?” sorusunu sorarak, teknolojinin kendiliğinden kontrolden çıkma potansiyeline odaklanır.

Bu ayrım, yapay zekâ tartışmasının teknik bir boyuttan çıkarak doğrudan siyasal bir nitelik kazandığını gösteriyor. Avşar, bu rekabette temel sorunun “kim daha iyi model geliştirecek?” olmaktan çok, “yapay zekâ çağında teknolojik gücü kim yönetecek ve bu gücün sınırlarını kim belirleyecek?” olduğunu ifade ediyor.

Etik ve Hukuki Boyutlar

Yapay zekânın etik boyutu da büyük önem taşıyor. Bir teknoloji mümkün olduğu için mi kullanılmalı, yoksa güvenlik ve insanlık açısından sakıncalı görülen kapasitelere sınırlar getirilmeli mi? Avşar, bu sorunun özellikle siber saldırılar, biyolojik araştırmalar ve otonom silah sistemleri gibi alanlarda daha da kritik hale geldiğini belirtiyor.

İki farklı etik yaklaşım öne çıkıyor:

  • “Önce Güvenlik” Anlayışı: Teknolojinin kapasitesi arttıkça risklerin de büyüyeceğini savunarak, geliştirme sürecinin sınırlı tutulması gerektiğini öne sürer.
  • “Güvenli Biçimde Geliştirmeye Devam Etme” Fikri: Riskler nedeniyle teknolojik gelişmeyi yavaşlatmanın stratejik rekabette geride kalmaya neden olacağını savunarak, çözümün teknolojiyi durdurmak yerine daha iyi kullanarak risklere karşı savunma kapasitesini artırmak olduğunu belirtir.

Hukuki düzenleme de yapay zekâ alanında kritik bir konu. Geleneksel hukuk sistemleri sorumluluğu insanlara veya kurumlara bağlarken, yapay zekâ sistemlerinin karar süreçlerine dahil olması yeni soruları beraberinde getiriyor. Bir yapay zekâ sisteminin verdiği yanlış bir kararın sorumlusu kim olacak? Algoritmik zararlarda hukuki sorumluluk nasıl belirlenecek? Bu soruların henüz küresel düzeyde net cevapları bulunmuyor.

Türkiye İçin Stratejik Denge Politikası

Prof. Dr. Zakir Avşar, Türkiye’nin yapay zekâ rekabetinde izlemesi gereken en rasyonel yaklaşımın, iki güç merkezinden birinin uzantısı olmak yerine kendi yapay zekâ kapasitesini geliştiren, ancak her iki tarafla da işbirliği kanallarını açık tutan stratejik bir denge politikası olduğunu savunuyor.

Bu strateji kapsamında Türkiye şunları yapmalı:

  • Kendi veri, hesaplama altyapısı, nitelikli insan kaynağı ve yerli yapay zekâ ekosistemini güçlendirmeli.
  • Kritik teknolojilerde dışa bağımlılığı azaltırken küresel bilgi ve sermaye akışından kopmamalı.
  • Yapay zekânın siber güvenlik, savunma, kamu yönetimi ve ekonomik kalkınma alanlarındaki fırsatlarından yararlanmalı.
  • Kişisel verilerin korunması, algoritmik şeffaflık, insan denetimi ve hukuki sorumluluk gibi alanlarda kendi kurumsal çerçevesini geliştirmeli.

Avşar’a göre bu yaklaşım, Türkiye’yi rekabetin pasif tüketicisi olmaktan çıkarıp, teknolojik kapasitesi, düzenleyici gücü ve stratejik özerkliği bulunan bir aktör konumuna taşıyacaktır.

Reindeer Medya İzopoint Yalıtım Sıvası - Isı, Ses, Su ve Yangın Yalıtımı